Müslümanların Bankacılık Tarihine Katkısı

Yakın zamanda Atilla Yayla, Niall Ferguson’un son çalışmalarından biri olan Paranın Yükselişi adlı kitabıyla ilgili, 3 köşe yazısından oluşan bir değerlendirme yayınladı. Kitabı okumaya vakti olmayan herkese bu yazı dizisini okumasını tavsiye ederim.

Nefret Etmekten Ne Zaman Kurtulacağız?

Geçenlerde n11 firmasının başına gelen bir olay beni bu konuda küçük bir yazı yazmaya sevk etti. Bilmeyen okurlar için kısaca bahsetmem gerekirse n11’in attığı bir reklam mesajında, müşterisini rahatsız etmemek için “siren çalmayarak mesaj attığını” söylemesi üzerine bu bir 10 Kasım düşmanlığı olarak algılandı ve medyada söz konusu e-ticaret firmasına tepki yağdı.

Faiz Oranları Piyasaları ve Dış Ticareti Nasıl Etkiler?

Bilindiği gibi ülkemizdeki tüm bankaların, merkez bankası nezdinde hesaplarının bulunması kanunî bir zorunluluktur. Merkez bankası bu hesaplara gecelik faiz öder, fon talep edenlere de belli bir faiz oranında kredi açar. İşte merkez bankası faiz oranları denen şey bunlardır: İlkine merkez bankası fonlama faizi (fonlama maliyeti) ya da politika faizi, ikincisine de merkez bankası borçlanma faizi denebilir.

Sorun Dolar mı, TL mi?

Ülkemizin içinden geçtiği döviz sorununun sıklıkla dolar üzerinden ifade edildiğini görüyorum. Bu da ekonomiye ilişkin konularda ülkenin genel kültür seviyesinin ne kadar düşük olduğunu ifşa ediyor. Bu yazımda bu söylemin sorunlu yönlerine değinip gerçek sorunun ne olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Bitcoin Caiz mi?

Bitcoin, 2017 yılının Aralık ayında yaşadığı olağanüstü değer artışından beri gündemimizde. Dünyanın para konusunda belki de yeni bir döneme girmesinin öncülüğünü yapmakta olan bu dijital para birimi, her yerde tartışıldığı gibi ülkemizde de tartışılıyor. Türkiye’deki nüfusun çoğunluğunun müslüman olması sebebiyle ülkemizdeki tartışmalar bazen tabiî olarak bu paraları kullanmanın dinî boyutuna doğru kayıyor. Öyle ki başbakanlığa bağlı bir kamu kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından bitcoin konusunda resmî bir görüş bile yayınlanmış durumda.

Haksız Rekabet – 2

Bir önceki yazımda yasama gücünü kullanarak bazı firmaları sektör dışına itmenin haksız rekabete engel değil, bilakis sebep olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Aslında bu konu “korumacılık” başlığı altında iktisatçıların yüz yıllardır tartıştığı bir konudur. Adam Smith, David Ricardo ve Frederic Bastiat gibi klasik iktisat düşüncesinin önemli isimleri korumacılığın zararları üzerine mebzul miktarda yazıp çizerek -bana göre- konuyu tüketmiştir (Sağduyulu biri için Bastiat’nın “Mumcular Dilekçesi” adlı hicvi tek başına yeterlidir). Ben bu yazıda korumacılık politikalarının neden İslam’a da aykırı olduğunu anlatacağım.

Haksız Rekabet – 1

Bir piyasada, müşterilerini herhangi bir sebepten ötürü rakip firmalara kaptıran firmaların para kazanmaya devam edebilmesi için tüketiciyi kendilerine çekecek yeni bir neden yaratmaları gerekir. Bunu söylediğimde bir kişinin, ideolojinin veya bir siyasi otoritenin dayattığı bir kuraldan bahsetmiyorum. Doğal bir kuraldan bahsediyorum. Birisi işini sizden daha iyi yapıyorsa tüketici doğal olarak daha başarılı olanı tercih eder, siz de öyle yaparsınız. Çünkü sınırlı kaynaklarınızı en verimli şekilde değerlendirmek istersiniz.

Serbest Piyasa Düzensiz Piyasa mıdır?

Bu yazımda serbest piyasa kavramı üzerindeki ısrarlı bir yanlış anlama eğilimine değinmek istiyorum. Biz iktisatçıların serbest piyasa dediği şey pek çok insan tarafından kuralsızlığın, düzensizliğin ve keyfiliğin hâkim olduğu; tüketicinin aldatılmasına hayli elverişli bir piyasa gibi algılanmaktadır. Yalnızca ekonomi biliminden hiç haberdar olmayan birinden duyulsa doğal karşılanabilecek olan bu algı ne yazık ki bazı “konjonktürel iktisatçılar”, yani mevcut siyasî şartların nabzına gören şerbet veren sözümona iktisatçılar tarafından da paylaşılmaktadır.

Para Alerjisi

Geçenlerde paradan bahseden tuhaf bir yazı okudum. Yazar, bugünkü batı uygarlığına şekil veren antik yunan düşüncesinde “soyut akıl” fikrinin bir fetiş, hatta bir put haline getirildiğini söylüyor sonra da bu soyut akıl fikrinin temelini paraya bağlıyordu.

Devlet Nötr Olamaz Ama Sınırlı Olabilir

Bir süre önce Süleyman Özışık “paralelle mücadele böyle mi olacak” başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazıda hükümetin paralelle mücadele stratejisini eleştiren Özışık, kamu makamlarından “ihraç edilen paralelcilerin oranı %50 ise yerine alınan paralelcilerin oranının %70 olduğunu” söylüyor. Bununla birlikte paralel yapıyla hiç alâkası olmayan yüzlerce masum insanın da kendilerinden muhtelif sebeplerle haz etmeyen yerel yetkililer tarafından tasfiye edildiğine, yani sürecin istismar edildiğine dikkat çekiyor.